Merkezi Isıtma Sistemi Avantajları
*Ilk yatırım maliyeti bireysel sisteme göre daha düşüktür.
*Işletme giderleri bireysel sisteme göre daha düşüktür.
*Ekonomik ömrü daha fazladır.
*Merkezi sistemde konforlu sıcak su temin edilirken, kombide alınan sıcak su miktarı sınırlı olup, birden fazla yerde kullanıldığında su sıcaklığı düşmektedir.Bireysel sistemde ancak boyler kullanımında yüksek sıcak su ihtiyacı karşılanabilir.
*Kombilerde verim daha düşük emisyon değeri ise yüksektir. Merkezi sistemde ise verim fazladır.
*Merkezi sistemde tadilatlar sadece kazan dairesinde olup, bireysel sistemde ise daire içinde tadilatlar yapıldığından ek masraflar getirecektir.
*Bireysel sistemde herkes kendi kullandığı gaz parasını ödediği için binada para toplama problemi de ortadan kalkmaktadır.
Merkezi Isıtma Sistemi Avantajları
Tavsiyeler
Tavsiyeler?
* Dönüşüm yaptıracağınız firmanın Gaznet Yetki Belgeli olmasına dikkat ediniz.
* Tercih ettiğiniz cihazın mutlaka yetkili kişilerle, üretici firmaların prensiplerine göre monte ettiriniz ve çalıştırınız.
*Bugüne kadar olan doğalgaz bağlantılı ölümlerde sorunların %90’ı
bacalardan kaynaklanmaktadır. Yanma sonucu karbon monoksit gazı ortaya çıkmakta ve farkedilemeden can kaybına yol açmaktadır. Bu nedenle doğalgaz kullanımında bacalar ayrı bir önem taşımaktadır. Baca dönüşümünüzü uzman ve yetkili kişilere yaptırmayı unutmayınız.
* Baca paslanmaz çelikten olmalıdır.
* Sisteminizde otomatik kontrol sistemi kullanınız.
* Termostatik radyatör vanası kullanmanız yakıt tasarrufu açısından önemlidir.
* Dönüşüm firmasının referanslarını ciddi olarak kontrol ediniz.
* Tesisatınızı yapan ustaların ilgili kuruluştan yetki belgeli olmasına dikkat ediniz.
* Satın aldığınız mamülün satış sonrası müşteri hizmetlerinin etkinliğini kontrol ediniz.
* Tercih ettiğiniz cihazın yedek parça sorunu olmamasına dikkat ediniz.
* Cihazın garanti süresi sonunda cihazın ömrü, ekonomik kullanımı ve sizin sağlığınız için mutlaka yetkili firmalarla bakım sözleşmesi yapınız.
* Kazan yakıcılarının eğitimine önem veriniz.
* Ileri teknolojik üstünlüklere sahip cihazlarla hem ciddi yakıt tasarrufu sağlanır. Hemde çevre korunur.
* Proje önemi büyüktür. Ancak doğru projelendirilmiş bir sistemde yüksek verimli ve problemsiz bir ısıtma sağlanacağı unutulmamalıdır.
Küresel Isınma ve Doğalgaz
Küresel ısınma TBMM gündeminde
Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, ''Küresel ısınma ve iklim değişikliğinden toprak, su ve hava olumsuz etkilenecektir. Ama hayatın sürmesi için gerekli olan su, daha çok etkilenecektir'' dedi.
TBMM Genel Kurulunda, CHP ve AK Parti milletvekillerinin verdiği, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkilerinin araştırılmasına ilişkin Meclis Araştırma önergesinin görüşmelerine başlandı. Önerge üzerinde Hükümetin görüşlerini açıklayan Çevre ve Orman Bakanı Pepe, dünyanın değişmeyen gündem maddesinin küresel ısınma ve iklim değişikliği konuları olduğunu belirterek, araştırma önergelerini desteklediğini bildirdi. Küresel ısınma ve iklim değişikliğinden en fazla su kaynaklarının etkileneceğini kaydeden Pepe, ''Küresel ısınma ve iklim değişikliğinden toprak, su ve hava olumsuz etkilenecektir. Ama hayatın sürmesi için gerekli olan su, daha çok etkilenecektir'' dedi.
-''İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN MİLLİ SINIRLARI YOK''-
Pepe, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin yüzde 90 oranında insan kaynaklı olduğunu; etkilerinin en aza indirilmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini ifade etti. İklim değişikliklerinin milli sınırları olmadığını vurgulayan Pepe, bu konuda menfaatler doğrultusunda ulusal ve uluslararası işbirliğin yapılması gerektiğini söyledi. Uluslararası kuruluşların konuyla ilgili en iyi senaryodan, en kötü senaryoya kadar hazırlık yaptığını belirten Pepe, İstanbul Teknik Üniversitesi'nin 2-3 derecelik ısınma karşısında senaryolar hazırlandığını bildirdi.
-KYOTO PROTOKOLÜ...-
Türkiye'nin iklim değişikliğine taraf olmasının Kyoto Protokolüne giden sürecin başlangıcı olduğunu belirten Pepe, BM İklim Sekreteryasına gönderilen raporla Türkiye'nin yol haritasını çizdiğini ifade etti. Kyoto'ya imza atılması halinde Türkiye'nin bütün sektörlerindeki sorunlara çözüm bulunacakmış gibi bir anlayışın olduğunu belirten Pepe, ''Türkiye'nin, bugün Kyoto'ya imza atması halinde sorunları bir anda çözülecek değil. OECD ülkesi olması nedeniyle Türkiye'nin, Mısır, Tunus, Cezayir, Pakistan gibi ülkelerden farkı var'' diye konuştu.
-SUYUN EKONOMİK KULLANILMASI-
Dünya ısısında 0,74 santigrat derecelik değişiklik olduğunu bildiren Pepe, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkilerinin en aza indirilmesi açısından suyun ekonomik olarak kullanılması gerektiğine dikkati çekti. Bu konuda sanayicilere arıtma tesisi zorunluluğu; belediyelere bazı sorumluluklar getirildiğini kaydeden Pepe, şöyle devam etti:
''DSİ, önceden kanal tipi sulama yapıyordu... Saldım çayıra, Mevlam kayıra... Şimdi borulama sistemine geçiyor. Sulamada yağmurlama, damlama modeline geçiliyor. Suyu ekonomik kullanmamız şarttır. Türkiye'den 100 binden fazla kaçak yeraltı suyu kullanıldığını biliyoruz. Valiliklere genelge gönderip kuyuların kapatılmasını veya yasal hale getirilmesini istedik. DSİ de çalışmalarını sürdürüyor.''
-YAĞIŞLARIN AZALMASI-
Çevre ve Orman Bakanı Pepe, Türkiye'de bu yıl, geçen yıla göre yağışlarda azalma olduğunu bildirdi. Tarımsal kuraklığın söz konusu olmadığını vurgulayan Pepe, 1926 ile 2006 yılları arasındaki 80 yıllık meteoroloji verilerini incelediklerini kaydetti.
Pepe, ''Türkiye'de her 6 yılda bir hafif kuraklık, 18 yılda bir orta kuraklık yaşanıyor. Mart, Nisan ve Mayıs aylarında yağışların iyi olacağını umuyoruz. Barajlarda herhangi bir sıkıntı yok. İçme suyu konusunda Ankara'da sorun olduğunu biliyoruz. Ama İstanbul, Kocaeli, İzmir gibi büyük şehirlerde risk tamamen ortadan kalkmıştır'' diye konuştu. Birkaç derecelik ısınmanın ekonomiye milyonlarca dolar etkisi olacağını belirten Pepe, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Küresel ısınma sonucundaki muhtelif risklerin karşılanması ve etkilerinin en aza indirilmesi konusunda Türkiye'de yapılması gereken tek şey, öncelikli olarak su kaynaklarına sahip çıkılmasıdır. Suyun tek sigortası ormanlık alanların genişletilmesidir. Geçen yıl 400 bin hektarlık alanda ağaçlandırma yaptık. 2007 yılında bu alanı, 500 bin hektara çıkaracağız.
Yoğun çarpık kentleşmenin kaçınılmaz olgusu olarak maalesef su kaynakları riske edilmiş. Sulak alanların ve rezervlerin ne pahasına olursa olsun korunmasını sağlamakta kararlıyız.''
-''YASAL DÜZENLEME YAPILMALI''-
CHP Edirne Milletvekili Rasim Çakır, 2003 yılında siyasi partilerin el birliğiyle verdiği bir Meclis Araştırması önergesi doğrultusunda, Ergene Nehri'nin kirliliğinin araştırılması ve çözüm önerilerinin tespit edilmesi konusunda çalışma yapıldığını bildirdi.
Araştırma Komisyonunun özverili çalışması sonucu rapor hazırlanmasına rağmen, şimdiye kadar bir düzenleme yapılmadığını belirten Çakır, ''Kurulacak bu komisyonun çalışmaları da aynı sonuçla karşı karşıya kalacaksa hiç kurulmasın. İçtüzükte değişiklik yapılarak, raporlar doğrultusunda yürütmenin denetimi sağlanmalıdır. Aksi halde, bu tür çalışmalardan sonuç alınamaz. Sadece rapor, Meclisin tozlu raflarında yerini alır'' diye konuştu. Çakır, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkileri konusunda bilim adamlarının gösterdiği yolda ciddi adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
13/02/2007
Akman'ın röportajı
Son on beş yıldan beri maden makineleri ve özellikle kömür madenciliği ve küresel ısınma konusunda çalışıyor. Enerji ve çevre konusundaki birikimini son altı ay boyunca Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencileriyle paylaştı. İnsanlık çevreye zarar vermeden belli bir refah seviyesine yetecek kadar enerjiye nasıl sahip olacak? Türkiye'nin elindeki opsiyonlar neler? Güneş, rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynakları dünyayı kurtarmaya yetecek mi? Kömür, petrol gibi yenilenemeyen kaynakların kullanımına hangi sınırlamalar getirilmeli? Enerji politikamız küresel ısınma verilerine göre planlanıyor mu? Yarın karbondioksit vergisi geldiğinde durumumuz ne olacak? Karanlığa, açlık ve susuzluğa kaç yılımız kaldı? Ne yapmak lazım? Gürgenci hoca öğrencilerine bunları anlattı. Var mı bu sorulara cevap verebilecek bir devlet yetkilisi?
"Kıyamete on yılımız kaldı. Geri dönüşü olmayan bir yola girdik" iddialarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
On yılımız kaldı iddiası biraz sansasyon. Fakat dünya enerji piyasasında on yıl içinde büyük önlemler alınacak. İngiltere'de yayınlanan bir rapor, küresel ısınmanın muhtemel ekonomik etkileri üzerine yaptığı kasvetli gözlemlerle konuyu dünya finans çevrelerinin gündemine getirdi üç ay önce. Kuraklık, kasırgalar, seller, iklim değişikliğinin yol açtığı göçler, fiziksel tahribat, tarım ve hayvancılıkta verimliliğin azalması devam ederken eğer hiç önlem alınmazsa bunun faturası küresel gelirin her yıl ve ilanihaye yüzde beş düşmesi olacak.
Bunun Türkçesi, herkesin birbirini boğazlaması. Hadi zenginler fakirleşti diyelim, fakirlerin canı çıkacak herhalde.
Yüzde beş fakirleşmek dünya tarihi boyunca olmuş bir şey değil. Yıllık yüzde beşlik gelir düşüşü, her on üç yılda dünya servetinin yarılanması demek. Yani dünya bu ölçüde fakirleşme ile nasıl başa çıkar? Son Davos toplantısında bu görüşüldü.
Bunun sonucunda nasıl bir uluslararası yapılanma çıkacak acaba?
Gelişmiş ülkelerin başı çekeceği ama gelişmekte olanların da taşın altına elini sokacağı en fazla on yıl içinde şekillenmesini beklediğim bir programda muhtemelen şunlar olacak. Bir kere karbon vergisi gelecek. Havaya atılan karbondioksit miktarına oranlı bir vergi kömürün alternatiflerini özendirecek düzeyde olacak. Kömürden üretilen elektrik bedelini 2-3 kat artıracak bir vergi gerekiyor. Karbon vergisi adı ile toplanan bu para, bir yandan yeni teknoloji üretimi için bir yandan da fakir ülkelere az-atıklı üretim teknolojilerine geçmeleri için yardım olarak harcanacak.
Türkiye'nin enerji manzarası bu kadar kötüyken iyice belimiz bükülecek...
Üstelik enerji darboğazı küresel ısınmadan bağımsız sanılıyor Türkiye'de. Mesela Afşin-Elbistan'daki linyitin verimliliği düşük. Yaktığınızda normal kömürden daha fazla karbondioksit atıyorsunuz. On sene içinde öngördüğümüz gibi uluslararası bir karar alınsa dense ki bundan sonra karbondioksit atmayacaksınız. Atarsanız yüz otuz dolar fon başına vergi vereceksiniz, Türkiye bambaşka bir ikilem ile karşı karşıya kalır. Afşin-Elbistan genişlemesi şimdi ihaleye çıkıyor. Bunun başlaması on sene sürer zaten. Tam o sırada birdenbire başımıza bu çıkacak.
Bireyler olarak yapabileceğimiz bir şey var mı?
Kişilere tüketimi azaltın, evin sıcaklığını fazla yükseltmeyin, toplu taşım araçlarını kullanın vs. demekle sorun çözülmez. Bunları dünyanın hiçbir yerinde kimse yapmıyor. Türkiye'nin bir önümüzdeki on yıl içinde enerji üretimini ikiye katlaması lazım. Türkiye'nin şu anda 165 milyon megavat saat üretimi var yılda. Talep artıyor, bunu on sene içinde ikiye katlaması lazım. Yani, yüz milyar YTL civarında bir yatırım lazım.
Aksi takdirde karanlıkta mı kalacağız?
Karanlıkta kalacağız veya yumurta kapıya kadar dayandığında ne yapılır diye bakılacak. En çabuk kurulan santral doğalgaz santralı. O zaman doğalgaz santralları kuracağız ve elektrik pahalanmaya devam edecek. Zaten şu anda elektrik üretimindeki doğalgazın payı son derece fazla. Daha da artarsa daha da pahalanacak.
Alternatif enerji kaynaklarımız yok mu bizim?
İşte bunların tartışılması lazım. Mesela Türkiye'de rüzgarın ne katkısı olabilir? Rüzgar gibi sürekliliği olmayan, devamlı gidip gelen bir güç, elektrik üretiminin ancak yüzde on beş- yirmisini karşılar. Güneş de öyle. Zaten güneş enerjisi için çok büyük ve düz bir alan lazım. O kadar alan da yok zaten Türkiye'de. 500 megavatlık bir kömür santralının ürettiği elektriği güneşten sağlamak isterseniz 80 kilometrekarelik düz bir alana ihtiyaç var. Dağ başında, yamaçta kuramazsınız bunu.
Bizi güneş kurtaracaksa kamulaştırma ile böyle alanlar oluşturulamaz mı?
İmkansız değil ama güneş enerjisi nükleer enerjiden bile üç kat daha pahalı. Zaten güneşin de sürekliliği yok. O yüzden toplam enerjinizi tamamen oradan elde edemezsiniz. Almanya'nın şöyle bir politikası var. Rüzgarla başladı, şimdi güneş ile devam ediyorlar. Diyorlar ki evinize veya herhangi bir yere güneş pilleriyle bir şey kurarsanız, yirmi beş yıl boyunca enerjiyi kilowatt saatine elli Euro sentten, (aşağı yukarı 90 kuruş) sizden satın alacağız. Bu dev sübvansiyona rağmen, güneş Almanya'da toplam elektrik üretiminin hâlâ çok küçük bir miktarı. Çünkü güneş pilleri pahalı. Önümüzdeki yirmi ya da elli yıl içinde bir miktar ucuzlayacak ama ne kadar bilmiyoruz.
Türkiye'nin ne yapması lazım?
Konunun önemini kavrayıp, çok daha aktif davranıp hemen bir fon yaratması lazım. Elektrik kesintilerini hatırlayın. Türkiye çok zor günler yaşadı geçmişte. O zamanlar küçüktü, çözümü daha kolaydı. Fakat Türkiye çok büyüdü. O oranda kesintiler, aksaklıklar geri gelirse Türkiye allak bullak olacak. Bunu önceden görüp, önlem almak lazım. Yoksa bu enerji darboğazı Türkiye'nin kıyameti olacak. Avrupa'nın da bize satacak elektriği olmayacak. Keşke olsa. En azından oradan alırdık. Ama onlarda da elektrik kıt olacak. Bizim kendi kaynağımızı yaratmamız lazım bir şekilde.
Tek seçenek de vergilendirmek mi oluyor?
Elektriğe belki bir kuruş daha koyarsanız, yılda bir buçuk milyar getirecek. Fazla bir şey değil. Geçmiş deneyim bu işi devletin yapmasının zor olacağını gösteriyor. Özel sektörün çeşitli yapılarda daha işin içine girebileceği, devletin denetleyici olacağı esnek bir model lazım. Çok değişik teknolojiler var. Bunların birbiriyle yarışması, rekabeti destekleyici, geliştirici bir politika güdülmesi lazım.
Doğalgaza da kömür gibi sınırlama gelebilir mi?
Doğalgaz kömür kadar karbondioksit atmıyor havaya. Çünkü içinde hidrojen var. Ve bir miktar doğalgaz olmaya devam etmek zorunda. Kömür konusunda karbondioksit atıklarını yakalayıp, yere gömmek gibi önlemler geliştiriliyor. Bu çok zor bir teknoloji; ama milyonlarca dolar harcanıyor dışarıda buna. Yapılabilirse kömür yakmaya devam edersiniz. Türkiye'de tartışmalar, nükleere karşıyız veya nükleer yanlısıyız, kömüre karşıyız veya kömür yanlısıyız şeklinde yapılıyor. Bütün bunların, nükleer enerjisinin de, güneş enerjisinin de, eğer karbondioksit atığına çare bulunabilirse kömürün de doğalgazın da, hepsinin yeri olduğunu ve hepsine de aslında ihtiyacımız olacağını kabul etmek lazım.
Hadi enerjide büyük bir aymazlık içindeyiz, küresel ısınmanın coğrafyamıza, tarımımıza etkilerini de bilmiyoruz biz.
İşte onu yapmamız lazım. Dünyada bu konuda modelleme yapan bayağı büyük merkezler var. Türkiye'nin de böyle bir merkez oluşturması lazım.
Ama bunu yaparken de elde birtakım veriler olmalı. Var mı bakalım bunlar?
Haklısınız. Acaba Türkiye'de bu verilerin ne kadarı var? Daha ne kadar veri toplamamız lazım? Bu sadece Konya ovasında buğday üretimi düştü mü düşmedi meselesi değil. Havadaki su buharı, nehirlerin debisi artıyor mu, azalıyor mu? Yıldan yıla değişkenlik büyüyor mu? Acaba Türkiye net karbondioksit atıyor mu havaya, yoksa karbondioksit emiliyor mu? Mesela Amerika en büyük karbondioksit üreticisi diyoruz. Doğru. Ama Kuzey Amerika şu anda karbondioksiti emiyor havadan. Çünkü Amerika'da son yüz yılda ormancılık gelişti.
Biz de dev bir kampanya ile çok büyük bir alanı ağaçlandırırsak bir miktar zaman kazanabilir miyiz?
Elbette. Bundan milyonlarca yıl önce, dünya yemyeşil, nemli bir yerdi. Havada çok karbondioksit vardı. Büyük ağaçlar oluştu ve havadaki bu karbondioksiti emdi. Doğanın o kömür, gaz ve petrolü oluşturmak için atmosferden milyonlarca yılda emdiği karbondioksit, sayemizde üç yüz yılda havaya geri döndü. Dolayısıyla iklimler o karbondioksit emilmeden öncesine dönüşüyor şimdi. Güneş altında camları kapalı bir otomobilde gibiyiz dünya ısınırken.
Madem esas karbondioksiti emen ağaçlar, neden bunu kimse ciddiye almıyor?
Belki zorluğundan. Atmosfer ile yer arasında devamlı karbondioksit alışverişi oluyor. İnsanın attığı karbondioksit miktarı bu alışveriş içinde ancak yüzde on. Aslında bence dünya bu konuyla şu ya da bu şekilde başa çıkacak kadar zengin. İnsanlık şu ana kadar birçok darboğazdan çıktı. Bundan da çıkacaktır.
Bu kış sıcaktı; ama seneye çok soğuk olabilir
Bu arada birliğine dahil olmaya çalıştığımız Avrupa gerçekten buzlar altında mı kalacak?
Avrupa'nın buzlaşması gulfstream akıntısıyla ilgili bir durum. Küresel ısınmanın bir yan etkisi olarak bu akıntı yön değiştirebilir ki değiştirirse, İngiltere ve Batı Avrupa soğuyacak. Ama bunları şu anda tespit etmek, kesin olarak bu bölgeye şu olacak demenin imkanı yok. Şu biliniyor: Atmosferdeki karbondioksit miktarı arttıkça daha çok su buharlaşacak ve hava dengesizleşecek. Yani soğuklar daha soğuk olacak, kasırgaların şiddeti artacak. Ama bu kasırga nereye vurur, onu bilemiyoruz. Yazların da şiddeti artacak. Şunu da işaretleyelim ki bu kış sıcaktı; ama bir dahaki sene çok soğuk olabilir. O zaman demeyin sakın; meğerse bütün bu küresel ısınma söylemleri yalanmış. Ve birkaç sene sonra belki tersi olacak. Bu sefer bu taraf donacak, şu taraf yanacak.
Aslında çok heyecanlı. Böyle bir film gibi baktığınız zaman...
Çinlilerin bir bedduası var, "İnşallah ilginç zamanlarda yaşarsınız" diye. Çünkü Çinliler ilginç zamanlarda yaşamayı sevmiyorlar. Yeknesak, monoton bir zamanda yaşamak insan için en iyi bir şey. Çünkü başınıza bilinmeyen şeyler gelmez. Şu anda enteresan bir zamanda yaşıyoruz. Ve ne olacağını hakikaten bilmiyoruz. Avustralya'da iki ay önce bir anket yapıldı. En çok korktuğunuz şey nedir diye soruldu. Nüfusun üçte ikisi küresel ısınma dedi. Terörizm daha alt safhalarda.
İnsanlar refahı adil paylaşmadılar. Bir tarafta binlerce tonluk yüzme havuzları, kayak merkezleri, aşırı lüks tüketim, elektrik, su israfı. Bir tarafta evsiz, içecek bir bardak temiz su bulamayan insanlar... Başımıza bundan mı geliyor bu felaket acaba?
Birtakım kesimler belki gerektiğinden daha fazla karbondioksit üretiyorlar ama aynı toplam miktarda karbondioksit tüketimi her tarafta eşit olarak yayılsaydı da sonuç aynı olacaktı. Ama o zaman bu işle başa çıkmak daha kolay olacaktı. Çünkü, şu anda Amerika'da Avrupa'da insanlar belli bir hayat tarzına alışmışlar. Bundan vazgeçmek kolay değil. Öte yandan Çin'de, Hindistan'da çok daha alt düzeyde, Afrika'da daha da kötü karbondioksit üretimi. Şimdi bazı ülkelerin karbondioksit salımını indirmesi, bazılarının daha fazla yükseltmesi lazım. İki tarafın da sorunları farklı. Bunun çözümü siyasi olarak daha zor.
Kombi kat Kaloriferlerinin seçim kriterleri ve montaj kuralları
Kombi kat Kaloriferlerinin seçim kriterleri ve montaj kuralları
Doğalgaz ve Lpg yakmak üzere geliştirilmiş olan kombi kat kaloriferlerinin ülkemizdeki kullanımı gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır
Kombilerin en önemli avantajı, kullanıcıya arzu ettiği konfor koşullarını bağımsız olarak temin edebilme serbestliği sağlamasıdır. Diğer önemli avantajı ise ısının aynı konut içerisinde üretilip tüketilmesi sayesinde istenilmeyen ısı kayıplarının minumum düzeyde kalması ve kullanımının ekonomik olmasıdır. En önemli dezavantajı ise ilk yatırım maliyetinin özellikle çok daireli apartmanlarda merkezi ısıtma sistemlerine göre yüksek olmasıdır. Işlevsel özellikleri bir takım farklılıklar içeren kombi cihazlarının seçiminde yapılan hatalar ısınma sorunları oluştururken yakıt tüketimini de olumsuz yönde etkilemektedir. Montajlarda yapılan hatalar ise işletme esnasında cihazlarda karşılaşılan sorunları artırmakla birlikte sonu ölümle bitebilen müessif olaylara neden olabilmektedir.
Kombi kat kaloriferi yatırımının hem tekniğe uygun, hem de ekonomik olarak gerçekleştirebilmesi için aşağıdaki belirtilen kriterlerin göz önünde bulundurulması gerekir.
Cihaz Seçimi
Mahal koşulları, ısıtma sisteminin özellikleri ve kullanıcının ihtiyaçları gözününde bulundurularak yapılmalıdır. Yanlış cihaz seçimi ilk yatırım maliyetini gereksiz yere artmasına, ayrıca işletme problemleri yanında yakıt sarfiyatının da yükselmesine neden olacaktır.
Cihaz Montajı
Emniyetli bir yanma ve güvenli kulanım için mutlaka uluslar arası standartlara ve ilgili gaz idaresinin şartnamelerine uyulmalıdır. Cihaz ve tesisat montajı standartlara uygun yapılmadığı taktirde işletmeye alma ve çalışma esnasında istenilmeyen sorunlarla veya daha da kötüsü messif olaylarla karşılaşabileceği unutulmamalıdır.
Eğitim ve Tecrübe
Cihaz seçimi ve montajında kullanılan teknik elemanlar konusunda deneyimli ve eğitilmiş olmalıdır.
Kombi Cihazlarının seçim kriterleri nelerdir?
Mahal koşulları
Mahalin hacmi
Bacalı veya fanlı kombi cihazları açık yanma hücrelidirler. Yanma işlemini ortam havasını kullanarak yerine getirdikleri için bu tip cihazların monte edildiği mahaller, minimum 10-12 m³ hacminde olmalıdır.
Havalandırma Durumu
Bacalı ve fanlı cihazlar, içinde bulundukları mahalin havasını kullandıklarından bulundukları hacimler yeterli havalandırmaya sahip olmalıdır.Mahal uygun kesite sahip bir iç mahalden sürekli olarak havalandırmalıdır. Menfez kesitleri cihaz kapasitesine bağlıdır. Ve 24,000 kcal/h’lık bir cihaz için 130cm² dir
Hermetik cihazların monte edildiği mahale havalandırma menfezi konulmasına gerek yoktur. Çünkü bu tip cihazlar sanip oldukları özel baca kiti vasıtasıyla, yanma için gerekli taze havayı doğrudan dış atmosferden alır ve eğzoz gazını yine aynı set vasıtasıyla dış ortama tahliye ederler.
Bacalı tip cihaz özel bir uygulama ile dolap ve kapalı bir hücre içerisine monte edilecekse bu durumda bu bölümün üst ve alt seviyelerinde çekiş ve taze hava gereksinimi için sırayla 32-65cm² kesitlerinde birer adet menfez bulundurulmalıdır.
Baca durumu
Bacalı cihazların monte edileceği mahalde çekişi iyi, uygun kesite sahip müstakil veya şönt tip bir baca bulunmalıdır. Cihazların bacaya bağlantısında standartların öngördüğü kriterlere uyulmalıdır. Baca bağlantı borusu bacaya tam sızdırmaz olarak bağlamalıdır. Hermetik ve fanlı cihazlar için baca gereksinimi yoktur. Ancak fanlı cihazlarda atık gaz seti, hermetik cihazlarda ise baca kiti uygun konumda ve ölçüde monte edilmelidir.
Hermetik cihazlarda atık gaz setinin çıkış noktası bir başka kombinin çıkış setine açılabilir pencere veya herhangi bir hava menfizine 100cm’den daha yakın olmamalıdır. Bu konuyla ilgili olarak standartlarda öngörülen detay uygulama kurallarına riayet edilmelidir.
Cihazları duman kanalı ve atık gaz çıkış setlerinin yanabilir malzemelerden uzaklığı minimum 5cm olmalıdır.
Bacalı tip kombiler, müstakil bacalı apartmanlarda yukarıdan aşağıya doğru maksimum 5 kata kadar şönt bacalı apartmanlarda ise yine yukarıdan aşağıya doğru maksimum 10 kata kadar uygulanabilir. Daha fazla kat içeren yüksek apartmanlarda ise yine bu sınırları aşan alt katlara Hermetik kombi uygulamak zorundadır.
Isı Kaybı
Kombinin monte edileceği konutun ısı kaybı, içinde bulunulan bölgenin iklim koşulları ve binanın yalıtımı dikkate alınarak konfor koşullarını sağlayacak şekilde hesaplanmalıdır. Kombiler genellikle 20,000 kcal/h ve 25,000 kcal/h kapasitelerinde üretilirler. Konutun hesaplanan ısı ihtiyacı dikkate alınarak uygun kapasiteli cihaz belirlenmelidir.
Kritik devre basınç kaybı
Kombilerde kullanılan sirkülasyon pompaları genellikle 3 devirlidir. Sirkülasyon pompasının debisi konutun ısı ihtiyacını, basma ve yüksekliği ise kalorifer tesisatındaki direnci yenerek nitelikle olmalıdır. Cihaz iç direnci ile kritik devre basınç kaybı toplamı pompanın manometrik basma yüksekliğinden düşük olmalıdır. Aksi takdirde kalorifer tesisatındaki yetersiz sirkülasyon ve ısınamama sorunlarıyla karşılaşılır. Bu nedenle kullanılacak kombinin sirkülasyon pompası karakteristik değerlerini tesisata uygunluğu kontrol edilmelidir. Ayrıca cihaz montajı yapıldıktan sonra, ısıtma tesisatının toplam direnci dikkate alınarak sirkülasyon pompasının çalışma kademesi uygun devre ayarlanmalıdır.
Tesisat su hacmi ve genleşen su miktarı
Kalorifer tesisatında genleşen su miktarı, kombi cihazı içerisendeki genleşme tankı kapasitesi ile yakından ilgilidir. Tesisat suyunun ısınması sonucu oluşan genleşmenin tank tarafından kompanze edilmesi gerekir. Kombilerde kullanılan genleşme tankı hacmi cihaz kapasitesine göre 6-10 litre arasında değişmektedir. Tesisattaki toplam su miktarı ise radyatör cinsi, boru çapı metrajı ile yakın ilişkilidir. Kombi cihazlarının monte edileceği konutlarda tesisattaki toplam su miktarı maksimum 220 litreyi aşmamalıdır. Bu nedenle kombi cihazlarının yeni konutlarda gerek yakıt tasarrufu gerekse genleşmenin konpanze edilmesi amacıyla düşük su hacimli radyatörlerin kullanımı tercih edilmelidir. Tesisatta mevcut radyatörler kullanılacaksa tesisat su hacminin cihazın genleşme tankı kapasitesine göre uygunluğu kontrol edilmelidir.
Cihazın modeli, ateşleme şekli
Bacalı, fanlı ve hermetik kombilerin ateşleme türüne göre pilot alevli ve elektronik ateşlemeli modelleri mevcuttur. Pilot alevli cihazlarda çalışma konumunda pilot sürekli yandığından ihmal edilecek düzeyde de olsa ilave bir gaz tüketimi söz konusudur. Elektronik ateşlemeli cihazlarda ise ısıya veya sıcak suya ihtiyaç duyulduğunda ana yakıcı otomatik olarak devreye girmektedir. Bu nedenle elektronik ateşlemeli cihazların kullanımı daha konforlu, yakıt tüketimi daha ekonomiktir. Ancak elektronik ateşlemeli kombilerin ilk yatırım maliyeti biraz daha yüksektir.
Ateşleme türüne göre hangi cihazın seçilmesi gerektiği kararında teknik bir sınırlama yoktur. Bu karar tamamıyla kullanıcının arzusu ve tercihine göre verilmelidir.
Cihaz ve tesisat montajında dikkat edilecek hususlar
Kombi cihazları üretim ve uygulama teknolojileri gereği bacalı, hermetik ve fanlı olmak üzere üç farklı modelde üretilir. Ve piyasaya sunulurlar. Işlevsel özellikleri gereği her üç tip cihazın monte edilebileceği mahaller ile ilgili sınırlamalar ve tesisat montajlarına ilişkin kurallar uluslar arası standartlarda tanımlanmıştır.
Genel Hususlar
- Cihaz ve tesisat montajı, ilgili firmanın montaj kitapçıklarına ve ilgili gaz idarelerinin uygulama prosedürlerine göre yapılmalıdır.
- Tesisat ve cihaz montajını yapacak ustalar, ilgili firma ve gaz kuruluşlarının eğitimlerine katılmış, doğalgaz tesisatı uygulamaları konusunda deneyimli olmalıdır.
- Montajda kullanılacak malzemelerin gözle muayenesi yapılmalı, montaj öncesi kir, pas ve çapaklardan arındırılmalıdır.
- Montajda kullanılacak kalorifer ve gaz tesisatı boruları montaj öncesi antipas boya , montaj sonrası ise uygun renkle boyanmalıdır.
- Kombi kat kaloriferlerinin monte edileceği mahalle düz satıhlı, cihaz boyutlarına uygun ölçülere sahip, bir düşey duvar bulunmalıdır. Eğer cihaz, yanabilir malzemeden yapılmış bir duvar üzerine monte edilecekse, duvar mutlaka ısıya dayanıklı bir malzeme ile korunmalıdır.
- Cihaz, pilot alevi görülebilecek, kontrol ve kumanda sistemlerinde rahatlıkla müdahale edebilecek şekilde yerden yaklaşık 1,5 metre yüksekliğe monte edilmelidir.
- Kombi kat kaloriferine servis ve bakım hizmetlerinin rahatlıkla verilebilmesi için cihaz önden minimum 45cm, yan taraflardan ise 6cm boşluk kalacak şekilde duvara monte edilmelidir.
- Cihaz özel bir askı tertibatı ile uygun bağlantı parçaları ( vida, dubel, vb.) kullanılarak sağlam bir şekilde duvara monte edilmelidir.
- Bacalı kombilerin duman kanalı sağlam bir şekilde bacaya tutturulmalı, baca giriş kısmı alçı ile sıvanmalı ve tam sızdırmazlık sağlanmalıdır.
- Cihaz elektrik fişi mutlaka topraklı bir prize bağlanmalıdır.
- Montaj sonrası bütün sistemin montaj kontrolü yapılmalı ve uygunluğu kanıtlanmalıdır. Gaz hattı, ısıtma ve sıcak su devresi, havalandırma, topraklama, elektrik, ve baca atış sisteminin kontrolü yapılmadan cihaz kesinlikle işletmeye alınmamalıdır. Hermetik cihazları baca kiti montajlarında her ne koşul altında olursa olsun kiriş veya kolon gibi binaya ait taşıyıcı unsunlar delinmemelidir.
Kombi Cihazları Nerelere Monte Edilebilir ?
A) Bacalı Cihazlar
- Taze hava temini yeterli,
- Minimum 10-12 m³ hacminde,
- Çekici iyi şönt veya müstakil bacası olan mutfak, veya özel cihaz odası gibi mahallere
B) Fanlı Cihazlar
- Taze hava temini yeterli,
- Minimum 10-12m³ hacminde,
- Dış ortama azami 3m mesafedeki mutfak, kapalı balkon yada özel cihaz odası gibi mahallere
C) Hermetik Cihazlar
- Dış ortamda yeterli taze hava sirkülasyonu olan,
- Dış ortam azami 3m mesafedeki mutfak, kapalı balkon, veya özel cihaz odası gibi mahallere
Kombi Cihazları Nerelere Monte Edilmez ?
A) Bacalı ve Fanlı Cihazlar
- Banyo,
- Yatak odası,
- Açık balkonlara,
Kesinlikle monte edilmemelidir. !!!
B) Hermetik Cihazlar
- Baca kiti aydınlığa verilen mahallere,
- Açık balkonlara.
Kesinlikle monte edilmemelidir.!!!
Gaz Tesisatı Montajı
- Gaz hattında özel doğalgaz borusu kullanılmalıdır. Gaz tesisatı fittingsli yapılacaksa bağlantı yerlerinde keten ve sızdırmazlık macunu kullanılmalıdır.
- Doğalgaz tesisatında kullanılacak borunun çapı ve güzergahı onaylı projeye uygun olmalıdır. Gaz boru çapı cihaz gaz giriş ölçüsünden daha küçük olmamalıdır.
- Gaz tesisatının sızdırmazlık testi yapılmadan ve uygunluğu kontrol edilmeden cihaz işletmeye alınmamalıdır. Gaz hattı sızdırmazlık kontrolü gaz sayacı ile cihaz gaz vanası, ve gaz vanası ile gaz bloğu arasında ayrı ayrı yapılmalıdır.
- Kombi girişine gaz açma / kapama amacıyla mutlaka bir adet küresel doğalgaz vanası konulmalıdır,
- Gaz boruları dolap içlerinden lambri arkasından, kartonpiyer altından geçirilmez. Mutlaka açıktan çekilmek zorundadır.
- Gaz borusunun geçiş güzergahı konusunda ilgili gaz idaresinin şartnamesine uyulmalıdır.
Isıtma ve Kullanım Sıcak Su Devresi Montajı
- Kalorifer tesisatında siyah dikişli boru, kullanım suyu tesisatında ise galvaniz boru kullanılmalıdır.
- Soğuk su girişine bir adet açma kapama vanası ile soğuk su tesisatından gelecek pislikleri tutmak amacıyla bir adet filtre konulmalıdır.
- Kombinin kalorifer dönüş hattı üzerine bir adet pislik tutucu filtre konulmalıdır.
- Tesisat montaj konumuna göre üstten veya alttan dağıtım olabilir. Eğer ısıtma tesisatı üstten dağıtım ise tesisatın en üst noktasına otomatik hava tahliye pürjörü konulmalıdır.
- Her bir radyatörün giriş ve çıkışına radyatör vanası konulmalıdır dönüşe konulacak vananın reğlaj ayarı tip olması tavsiye edilir.
- Kullanım esnasında radyatörlerde olabilecek havanın tahliye edilebilmesi amacıyla her radyatör grubunda hava tahliye pürjörü olmalıdır.
- Herhangi bir nedenle tesisatta oluşacak aşırı genleşme neticesinde kalorifer tesisat suyu 3 bar emniyet ventilinden tahliye olacaktır. Mahalde kirliliğe neden olmamak için 3 bar emniyet ventilinin ucu uygun bir boru parçası ile drejana bağlanmalıdır.
- Kombi kalorifer tesisatındaki suyun zorunluluk halinde boşaltılması gerekebilir. Bu amaçla; kalorifer tesisatının en alt seviyesindeki uygun noktaya
( genellikle banyo) boşaltma musluğu takılmalı ve en yakın gidere bağlantısı yapılmalıdır.
- Kombinin kullanım sıcak su devresi bulaşık ve çamaşır makinelerini de besliyorsa, uygun yerlere bağlantı muslukları monte edilmelidir.
Sonuç
Türkiye’de ısıtma sektörünün kombi cihazlarıyla tanışması, doğalgazın ülkemize gelmesi ile birlikte başlamış ve tip cihazların kullanımı özellikle 1989 yılından sonra yaygınlaşmıştır. Kombilerin seçimi ve montajları konusunda firmaların ve gaz kuruluşlarının farklı yaklaşımları ve uygulamaları söz konusudur. Yanlış cihaz seçimleri ve uygun tarzda yapılmayan montajlar kullanıcının mevcut sistemlerden beklentilerini karışılayamamasına neden olmakla birlikte, işletmeye alma ve işletme safhasında bir çok problemle karşılaşılmamasına ve hatta ne yazık ki ölümcül olayların meydana gelmesine neden olmaktadır. Bu durum özellikle kullanıcıları mağdur etmektedir.
Dolayısıyla satıcı ve montajcı firmalar olarak uluslar arası standartlarda öngörülen montaj kurallarından hiçbir şekilde taviz verilmemeli, yerel gaz idareleri illere göre farklı doğalgaz dönüşüm şartnamesi uygulamak yerine ortak bir şartname uygulamasına geçilmelidir.
Doğalgazın avantajları ve dezavantajları
Avantajları
Doğalgazı tercih etmenin bir çok sebebi vardır bunlar;
- Doğalgaz çevre dostudur. Çevreye saygılı, havayı kirletmeyen, doğaya zarar vermeyen çevreci bir enerji kaynağıdır. Yandığı zaman çevreye zararlı olan kül, yanmamış hidrokarbonlar, kükürt oksitleri gibi atık maddeler meydana getirmemektedir. Zararlı karbonmonoksit ve azotoksit emisyonları diğer yakıt türlerine göre daha düşüktür. Kısacası; doğanın, çevrenin ve dolayısıyla insan geleceğinin ciddi bir sigortasıdır.
- Doğalgaz her an kullanıma hazırdır.
- Doğalgaz ekonomiktir. Yanma veriminin diğer yakıtlara göre daha çok olması, buna karşı yakıt kaybının az olması doğalgaz kullanımını ekonomik kılmaktadır.
- Doğalgaz havadan hafiftir. Gaz kaçakları hava ile karışmadan önce yükseklerde toplanır ve havalandırma bacalarından kolaylıkla dışarı atılabilir.
- Doğalgaz kuru bir gaz olduğu için içinde su buharı bulunmaz.
- Doğalgaz zehirsizdir. Solunduğunda, zehirlenme ve öldürme etkisine sahip değildir. Yanlız yanma ürünü gazlar ortama yayılırsa diğer yakıtlarda olduğu gibi içerisinde CO nedeniyle zehirleme yapabilir. Cihazlar, banyo, yatak odası dibi kapalı mekanlara gazlı cihaz taktırılmamalıdır. Cihazlar hava alabilen mutfak, kapalı balkon, koridor gibi bölümlere yerleştirilmelidir.
- Doğalgaz temizdir. Kurum, is gibi atık ürünler ortaya çıkmadığı için ev ve cihazlar temiz kalmaktadır.
- Doğalgaz önceden sipariş verme gerektirmez.
- Doğalgaz depolama yeri gerektirmez. Yakıt depolama gereksinimi olmadığından uygun olan yerlere kazan monte edilebilir. Kazanlar fazla yer kaplamadığından alan kaybı olmamaktadır.
- Doğalgazda her daire ayrı gaz kullandığı için ne kadar gaz tüketildiği kolaylıkla belirlenir. Kullanıldıktan sonra ödeme yapıldığından, önceden ödeme gerektirmez.
- Doğalgazlı sistemlerde yanma olayı kontrol edilebildiği için yakıt kaybı çok azdır.
- Doğalgaz hava ile çok iyi karıştığından yanma verimi yüksektir.
- Doğalgazda ön yakıt masrafı yoktur, alev boyu fuel oil ve kömüre göre daha kısadır.
- Diğer yakıtların kullanıldığı cihazlar yanma ürünü olarak kükürt içerdiğinden baca gazlarının suyun yoğunlaşma noktasına kadar soğutulması ve böylece suyun gizli ısısından faydalanılması imkanı yokken,
doğalgazda ekonomizer ilave edilerek baca sıcaklığı 56 °C dereceye kadar indirilebilir.
- Doğalgazda yanma için hava en azdır. Bu oran kömürde % 20-30 fuel oil de % 10-20 doğalgazda ise % 5- 15 dir.
- Doğalgazın temiz olması ve içerisinde kükürt bulunmamasından dolayı sanayi sektöründe doğrudan kullanılabilir. Aynı zamanda sanayi sektöründe sistem verimini artırarak kalitesinin yükselmesini sağlar.
- Ham petrole alternatif bir yakıt olarak dış enerji çeşitliliği açısından stratejik bir avantaj sağlar.
-Tesis çok az bakım ve denetleme gerektirir.
-Doğalgaz çok amaçlı kullanıma sahiptir. Konutlarda ısınma,sıcak su ve pişirme amacıyla kullanılabilmektedir.
-Doğalgaz sessiz ve gözden uzak yer altı boru şebekesiyle 365 gün / 24 saat kesintisiz ve emniyetli olarak dağıtılmaktadır.
Dezavantajları
Ülkemizde doğalgaz yok denecek kadar az olduğundan, tümüyle dışa bağımlı bir sektör meydana getirmektedir.
Kapalı hacimlerde %5-15 oranında hava ile karışım oluşturduğunda küçük bir kıvılcımla patlayabilen ve büyük hasar oluşturabilen bir yakıttır.
Doğalgaz kullanımında güvenlik,kalite,bilinç ve organizasyon çok önemlidir. Standart dışı ve dikkatsiz kullanımı çok büyük tehlikeler doğurabileceğinden denetimin dikkatli ve hassasiyetle yapılmasıdır.
Doğalgaz
Doğalgaz nedir?
Fosil yakıtlar grubundan hidrokarbon esaslı doğalgaz, yer altında gözenekli kayaların boşluklarına sıkışmış olarak yada petrol yataklarının üzerinde gaz halinde büyük hacimler şeklinde bulunur. Doğalgaz; %95 metan, az miktarda da etan, propan atom, bütan ve karbondioksitten oluşan renksiz, kokusuz ve havadan hafif bir gazdır. Doğalgaz kokusuz olduğundan kaçakların farkedilebilmesi için özel olarak kokulandırılır. Bu amaçla THT(tetra hidro teofen) ve / veya TBM(tersiyer bütil merkaptan)kullanılır. Karışımın içinde %95 yada daha yüksek bulunan metan gazının özelliği kimyasal yapısı en basit ve karbon içeriği en düşük olan hidrokarbon gazı olmasıdır. Metan molekülü 1 karbon 4 hidrojen atomundan oluşur. Kimyasal yapısının basit olması nedeniyle yanma işlemi kolaydır ve tam yanma gerçekleşir. Dolaysıyla; duman, is,kurum,ve kül oluşturmaz. Yanması en kolay ayarlanabilen ve yanma verimliliği en yüksek olan yakıttır. Bu özelliği kullanım kolaylığı ve ekonomisi sağlar. Karbon içeriğinin düşük olması nedeniyle atmosferde sera etkisi oluşturan ve insan sağlığı bakımından zehirleyici olan karbondioksit gazı emisyonu, katı yakıtlara göre 1/3 ve sıvı yakıtlara göre ½ oranındadır.
Dünya da doğalgaz
Çeşitli kimyasal ürünlerin başlıca hammaddesi olan doğalgaz dünya enerji tüketiminin önemli bölümünü karşılamaktadır.Doğalgazın geçmişi yüzlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Tarihsel kaynaklar doğalgazın ilk kez M.Ö. 900 lerde Çin de kullanıldığını göstermektedir. Taşınması, işlenmesi ve stoklanması kolay olan doğalgaz yaygın kullanımı ise 1790’da Ingiltere de başladı. Boru hattı taşımacılığıyla birlikte 1920 lerde artan doğalgaz kullanımı 2. Dünya savaşından sonra daha da gelişti. Doğalgaz enerji üretim sektöründe ilk kez Amerika da kullanılmaya başladı. 1950li yıllarda doğalgazı dünyada enerji tüketimindeki oranı %10u geçmiyordu. Günümüzde ise enerji tüketiminin %24ü doğalgazla karşılanmaktadır. Dünyada bilinen doğalgaz rezervlerinin yaklaşık 70 yıllık ömrü oluduğu tahmin edilmektedir. Bilinen doğalgaz rezervleri petrol rezervlerine eş değerdir .
Türkiye'de Doğalgaz
Türkiye’de doğalgazın varlığı 1970 yılında Kırklareli Kurumlar bölgesinde tespit edilerek, 1976 yılında Pınarhisar Çimento Fabrikası’nda kullanılmaya başlandı.1975 yılında Mardin Çamurlu sahasında bulunan doğalgaz, 1982 yılında Mardin Çimento Fabrikası’na verildi.Kaynaklardaki rezervlerin sınırlı olması tüketimin genişlemesini önledi.
Doğalgazın sanayi ve şehir şebekelerinde kullanımı çalışmalarına, 84/8806 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla 1984 yılında SSCB ile imzalanan doğalgaz sevkiyatı anlaşmasının ardından başlandı. Doğalgaz şehiriçi evsel ve ticari olarak ilk kez 1988’de Ankara’da kullanıldı. 1992 yılında Istanbul’da, Bursa’da, Eskişehir’de, Izmit’te doğalgaz pazarı genişledi.
Türkiye’de tüketime sunulan yıllık doğalgaz miktarı, imzalanan anlaşmalarla 2005 yılında 40 milyar m³; 2010 yılında 55 milyar m³ mertebesine ulaşması beklenmektedir. Özellikle evsel kullanımda doğalgazın kesilmesi riski yoktur. Gazın büyük bir kısmı sanayide kullanılmaktadır ve gaz dağıtım firmaları sanayideki aboneleri ile özel bir sözleşme yaparak olası bir gaz arzı sıkıntısında sanayiye verdiği gaz miktarını azaltıp bunu konutlara vermektedir. Böyle bir durum, bugün için çok az bir ihtimaldir,çünkü ülkemizde gaz arzı talepten fazladır.
Türkiye’de de sınırlı bir miktarda doğalgaz çıkmakta ve kullanıma sunulmaktadır. Türkiye doğal gazı esas olarak Rusya ve Iran’dan boru hatlarıyla,Cezayir ve Nijerya’dan sıvılaştırılmış (LNG)olarak deniz yoluyla satın almaktadır. Ayrıca Azerbaycan ve Türkmenistan ile doğalgaz temini için anlaşmalar yapmıştır.
Türkiye,enerji uzmanları tarafından dünyanın en hızlı gelişen on pazarından biri olarak gösterilmektedir. Ekonomik büyüme ve sınırlı doğal kaynaklar,ülkemizin enerji ithali gereksimini arttırmaktadır. Türkiye stratejik konumu gereği Ortadoğu ve Hazar Denizi doğalgaz üretim alanları ile Avrupa tüketim pazarı arasında köprüdür.